Ultimate Alliance for a United Galaxy
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş
 

 Master Drasius Kast

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Mst. Marcus Cornelius
Grand Master of the Jedi
Grand Master of the Jedi
Mst. Marcus Cornelius

Erkek
Mesaj Sayısı : 1401
Yaş : 34
Nerden : Human
Kayıt tarihi : 17/11/07

Char Info
Race: Human
Credits: 200000
Level:
Master Drasius Kast Left_bar_bleue21/21Master Drasius Kast Empty_bar_bleue  (21/21)

Master Drasius Kast Empty
MesajKonu: Master Drasius Kast   Master Drasius Kast Icon_minitimeC.tesi Ara. 29, 2007 2:42 pm

Master Drasius Kast Tholmeya5.th

Drasius'u Jedi Konseyi daha küçük bir çocukken bulmuştu ve biyolojik ebeveynlerinden kendisini “Düzen”'e göndermesini istediler; bu nedenden olsa gerek, Drasius annesi ve babasının kim olduğunu hatırlamadı. Her ne kadar çok genç bir yaşta eğitime başlasa ve istisnai bir şekilde akıllı ve azimli bir öğrenci de olsa, Drasius 13 yaşına kadar bir padawan olarak kabul edilmedi. Sifo-Dyas tapınağı ziyaret ettiği zaman, Yoda kendisine Drasius'u padawan'ı olarak almasını söyledi, fakat o bunu kabul etmeyecekti. Bu sırada Bruck adlı bir padawan Drasius'u bir kavgaya zorladı ve onun tapınağı terk etmesine neden oldu. Daha sonra Jedi Konseyi Drasius'u, Bandomeer adlı bir yerde bekledikleri gibi yeteneklerini kullanırken buldular.
Kast yük gemisine bindiğinde, Üstat Sifo Dyas'ın da aynı gemiye bindiğini öğrendi. Her ikisi de iki tarafın bir çatışmasının arasında kalmışlardı - düşman Offword Mining ve dostları Arcona Harves. Dyas, Kast'ın da yardımıyla gücü* kullanıp Arcona'ya yardım etti. Her ne kadar çatışmayı çözseler de, Dyas inatçı genç adamı çırağı olarak kabul etmeyi reddediyordu, özellikle ilk padawan'ı, Xanatos dark side'a düştükten ve eski master'ını aradığını öğrenmesinden beri. Bu yüzden Kast Bandomeer'e gitmek zorunda kalmıştı, orada Xanatos tarafından yönetilen gizli bir offword mining tesisini keşfetmişti. Dyas hala onu dinlemeyi reddediyordu. Drasius, Xanatos tarafından yakalandı ve Xanatos madenlerinde zorla köle olarak çalıştırıldı (ağır başlı olmasının bir diğer nedeni olsa gerek). Dyas daha sonra Xanatos'la karşılaştı ve Drasius'un yardımıyla onu yendi (her ne kadar tamamen olmasa da.)
Ustası'nın Count Dooku tarafından öldürülmesinin ardından Kast 22 yasında Jedi Knight olmaya hazırdı. Konsey tarafından sınandı ve düzende yerini aldı. Kılıç formlarından defansif bir stil olan “Soresu” üzerinde uzmanlaşan Drasius eski padawanı ve çok yakın dostu Master Gando Nivalak ile bu stilin tek elle savunma ve saldırı pozisyonlarını içersinde barındıran bir şeklini geliştirmişti.
Clone savaşları başladığında Cumhuriyet Ordusunda general olarak görev alan Kast, Geonosis'e ilk saldırıyı düzenleyen Cumhuriyet Donanması'na Master Nivalak'la beraber liderlik etmiştir.
Savasın ilerleyen zamanlarında Cumhuriyet kuvvetlerinin Dantooine'de aldığı yenilgiden sonra Üstat Kast, Cumhuriyet tarihinin o zamana kadar gördüğü en güçlü donanmayla ayrılıkçı tehtidini bastırıp, aynı zamanda liderleri Darth Darkness'ı yok etmek üzere bu gezegene hareket eder. Taktik başarısının getirdiği tutkuyla Sith lordunu küçümseyen Drasius düellodan ağır bir şekilde yaralı ayrılır. Haftalar süren komadan sonra Kamino'da bir bacta healing tankında tekrar hayata döner. Artık geçmişinden ve hatalarından ders almıştır.
Tekrar savaş alanlarına dönmek zorunda kalan Üstat, Cumhuriyet adına bir çok zafer kazandı. En son kelle avcısı Durge ile yaptığı duello'dan galip çıkan Drasius, bunun ardından düzene geçici olarak veda edip doğduğu gezegene dönüp emekliye ayrılmaya karar vermiştir. Belki de hayatını kurtaranda bu olmuştu.
Klon Savaslarının sonu yaklaşırken uygulanan emir 66'dan kurtulan az sayıda Jedi'dan biridir Kast. Naboo'daki evine kendi komandoları tarafından yapılan saldırıdan elite askerlerden sadık dostu Alpha'nın yardımıyla kurtulmuş ve galaksinin dış halka sistemlerinde devamlı seyahat ederek ve kimliğini saklayarak geçirmiştir 20 yılını sabrı, disiplini ve inancı sayesinde İmparatorluk avcılarından kurtulmuş, şimdi ise Coruscant'ta yıkılan Jedi Temple'ın ardından sağ kalan diğer Jedi'larla birlikte kendini Yavin IV'te Eski Massassi Tapınakları'nda düzeni tekrar diriltmeye ve asi ittifakına destek olmaya adamıştır.
"May The Force Be With Us !!"

Gölgedeki El (Bilinmeyen 20 yıl)
(Clone Savaşları 952.gün Naboo)
Düzenden ayrılıp “Kayıp 21”lerden biri haline gelmesinden bu yana 3 ay gecen Üstat Kast, Naboo'daki evinde uzun süredir ertelediği şeylerle uğraşıyor savaşın kötü anılarından biraz da olsa kurtulmaya çalışıyordu. Yine o gece göl kenarındaki evinde kısa bir süre önce hazırlamaya başladığı kendi holocronu üzerinde çalışıyordu. Gelecek nesillere bir şeyler bırakabilme düşüncesindeydi. Ve bu huzur dolu gezegende jedi’dan, düzenden ve hatta sith’lerden uzak olduğu fikri ona bu iş üzerinde uğraşacak oldukça zaman verecekti muhtemelen. Ne kadar safça bir düşünce..
Ancak emir 66'nın uygulanmasını sağ kalan her jedi gibi o da hissetmişti. güce karısan binlerce jedi. ihanetin sesleri.. Ki Adi, Aayla, Plo Koon, Stass Allie.. Birbiri ardına düşen binlerce jedi.. tapınak katliamı. Korkuyla katledilen younglingler.. Drasius'un yüreği sertleşmişti. yere çökmüş hareketsiz kalmıştı. Yaşayan güç ile bağı onu nerdeyse tüketecekti..
Vücudu kendi kendine hareket ederek o gün bütün gün neden taşıdığını bilmediği kılıcını açtı ve gücün iradesiyle kendi kendine hedefini buldu. Mavi kılıç karanlık bir suratı mavi bir şekilde aydınlatıyordu. “demek benim için seni gönderdiler” dedi en sonunda. Sesinde his yoktu adeta. Sonrasında bahçenin gölgelikleri arkasında ardı sıra aktive edilen blaster tüfeklerinin sesleri .. Onların farkına bile varamamıştı.. Ardından daha önce olsa duyduğunda sevinçle karşılayacağı dost bir ses. "her şey bitti general !!" Üstat gözlerini açtığında çevresinde kendi klon askerlerini gördü. Arc Trooper nerdeyse boğazına değecek kılıcın ısısını hissedebiliyordu. Yine de kımıldamadı. Her şey sanki ağır çekimde işliyordu. 8 komando, arc askerinin emrini bekliyordu. tam onlara öğretilen şekilde pozisyonlanmışlardı. emirleri sorgusuz uyguluyorlardı.
Üstat Kast son savunmasını yapmaya hazırdı. Çok yakında onunda yoldaşlarına katılacağı kesin gibiydi. Hiç bir şey düşünemez olmuştu. Artık her şey anlamsızdı.Yıllarca kumanda ettiği, uğruna ölüme atılan adamları şimdi kendi sonu olacaktı. Kendi korumaları... Clone komandoları..
"Sizinle savaşmak bir onurdu general" dedi arc trooper. Üstat kısa bir an adamın gözlerinin içine bakabildi. Tanıdık bir bakış yakaladı o an.. Ardından ateşlenen blasterın sesi geldi. Ve onu takiben düşen komando liderinin ölüm çığlığı. Arkasından bir diğerininki.. Alpha iki komandoyu indirmesiyle Drasius kendini saran çemberden kurtulmuştu. Etraf bir anda mavi blaster ışıkları ve mavi kılıcın ışıltısıyla dolmuştu. Komandolar zaman kaybetmeden karşılık vermişlerdi. Çarpışma uzun sürmedi. Üstat kılıcını kapattığında yerde yatan 9 beden vardı. Alpha da bunların arasındaydı. Komutanı ve dostu için kendi hayatını feda etmişti. Drasius yanına vardığında hiç bir şey söylemedi. Gözlerindeki bakış Kast’ın ömrünün sonuna kadar hafızasında olacaktı. Ardından gözlerdeki ışık soldu.
Daha sonra başka hikayelerde de anlatılacağı gibi arc askerlerinin hepsi Jedi’lara ihanet etmemişti. Genetik olarak diğer klonlardan daha bağımsız bir iradeye sahip olmalarından dolayı bazı arc’lar direk emirlere bizzat karsı gelerek generallerinin yanında savaşmışlardı. Tıpkı burada olduğu gibi.
Naboo’dan Kaçış
Sifo-Dyas hep şöyle derdi “genç adam, bir yere girerken her zaman –mutlaka- bir çıkış içinde planın olsun !” Drasius Kast’ın, Gungun’ların ona hediye ettiği amfibik aracıyla Naboo Kraliyet sarayına giderken aklında hocasının görüntüsü vardı. Ustasının ölümünü izlemek zorunda kalmıştı. Nerdeyse karanlığa düşecek noktaya kadar gelmişti. Fakat intikam bir Jedi’ın sahip olamayacağı bir lükstü. Aslında bir Jedi hiçbir şeye sahip olmamalıydı bazılarına göre. Bu bağlanma demekti ve sonu karanlığa götürebilirdi. Karanlık Kadın (Dark Women) gibi. Gerçek ismi olan An’ya Kuro’dan vazgeçip bu ismi almıştı. Acaba ona ne olmuştu. Drasius onunda kurtulmuş olmasını umut ediyordu. Aklından bütün kötü düşünceleri uzaklaştırıp an’a odaklandı. Buradan çıkabilmek için kendine hakim olmalıydı.
Jedi Ustası’nın Naboo’da sadık dostları vardı. Jedi katliamından haberleri olmuştu fakat saraya şimdiden Galaktik İmparatorluk askerleri akmaya başlamıştı. Çabuk hareket edilmeliydi. En ufak hata ölümleri olabilirdi. Amfibik araç sarayın mahzenlerinde özel bir bölmeden yüzeye çıktı. Burası Naboo Sarayı’na Gungun’lar tarafından gelen ziyaretler yüklemeler gibi işler için kullandıkları bir tür özel hangar gibiydi. Su altı kanallarına bağlantısı vardı. Ve yolu bilen biri Naboo’nun medeniyetten uzak köşelerine fark edilmeden ulaşabilirdi.
Üstat Kast’ı Kraliçe Kim Luminara ve danışmanlarından Kadrian Sey karşıladı. Yanlarında Gungan ırkından iki yaratıkta vardı. Luminara ve Kast dostça selamlaştılar. Birbirlerini uzun zamandır tanıyorlardı. Üstat fırsat buldukça doğduğu gezegene gelirdi. Bu yolculuklarından birinde Kraliçe’nin konvoyunun korsan saldırısından kurtulmasına yardım etmişti. O sırada tanışmışlardı. “Şimdi ödeşmiş oluyoruz Drasius” dedi Kraliçe gülümseyerek. Daha sonra yüzünü ciddi bir ifade aldı. “Clone askerler saraydalar. Her yeri araştırıyorlar. Potansiyel hainler anında idam ediliyor. Bu durumda biran önce Naboo’da uzaklaşman gerekiyor. Aklında bir plan vardır umarım” dedi. Fakat sorduğu sorunun ne kadar yanlış olduğunu kendi de fark etmişti. Drasius’un her zaman bir planı olurdu. Ama bu sefer durum faklıydı. Üstat hala ölen arkadaşlarının acısını taşıyordu. Ama onlar için yas tutmanın da zamanı gelecekti. “Bir araca ihtiyacım var.”diyebildi en sonunda. “Hyperspace motorlu ve mümkünse Naboo üretimi olmayan. Bu dikkatleri hemen üzerime çekecektir. Bir süre için Nar Shaddaa saklanmak için en uygun mekan olacaktır.” Diye cevap verdi Jedi. Daha sonra başıyla Gungan’ları işaret ederek “Bunlarda kim ?” diye sordu. Kraliçe genç olanı göstererek “İsmi Juego. Sana su kanallarından kendi özel uzay platformuna kadar rehberlik edecek. Umarım aradığını bulursun eski dostum” dedi elini Jedi’ın omzuna koyarken. Drasius hala ölü gibi sessizdi. “Benimle kontak kurmaya çalışmayın. Benden mesaj alsanız dahi cevap kesinlikle vermeyin. Benim için yeterince tehlikeye girdiniz. Bundan sonrasını ben hallederim.. Kim” dedi. Sonra sessizce arkasını döndü. Tam Amfibik araca yönelecekti ki durdu. Kim’in ellerine ışın kılıcını bıraktı. “Bunu gözden uzakta sakla. Geri almak için dönecem. Söz veriyorum.” Derin bir nefes aldı. “Güç sizinle olsun” dedi sonra bir Jedi’a özgü refleksle Gungan aracına atladı. Juego’nun da ardından aracın kapaklarını kapandı. Fakat araç suya dalmadan hemen önce Drasius bir şey duydu. Yada duyduğunu sandı. Kim’in gözlerine baktı. Dökülen göz yaşlarının ardından bir büyünün son mısraları gibi, dudaklarından son sözcükleri okudu “… Tattoine kumlarında bula...”
Üstat’ın içi burkuldu. Sorun şuydu ki Drasius ne aradığını bilmiyordu. Duyduğu veya duyduğunu düşündüğü sözler anlamdan çok uzaktı. En azından o an için öyle düşündü. Artık ne düşüneceğini neye inanacağını bilemez olmuştu. Bu savaş çok şey değiştirmişti. Güç’u perdeleyen karanlık artık kalkmıştı ama o tek bir adamın her şeyi nasıl değiştirebileceği konusunda kararsızdı. Üstat kendi düşünceler denizinde yüzerken, Juego Jedi’ın aklındakilerden çok uzakta kendi şehirlerinde olanlardan gündelik olaylardan bahsediyordu, gerekirse İmparatorluğa karşı yapılacak bir isyandan.. Savaşçı bir ırktılar. Kendi de tipik bir gungun’dı. Bundan gurur duyar bir hali vardı. Drasius ona tavsiyeler verecek konumda hissetmedi kendini. Son olaylara bakılırsa artık söyleyebileceği şeyler anlamsızdı. Savaş cumhuriyet değerlerinin üzerine kurulduğu her şeyi mahvetmişti. Jedi Düzeni’de dahil..
Yolculuklarının bundan sonrası sakin geçti. İmparatorluk askerlerinin tüm gezegeni kontrol altına alması daha zaman alacaktı. Bu fırsatı kaçırmamaları lazımdı. Drasius Kast’a Corellian Tipi bir gemi ayarlanmıştı. Hızlı bir gemiydi. Eski bir kaçakçıya aitti. Şimdi ise “eski” jedi’ın hizmetine sunulmuştu. Hikayenin bundan sonraki bölümlerinde ise “Bounty Hunter” Wexler Kast’ın hayatta kalma mücadelesinde ona eşlik edecekti.

_________________
"Come to The Dark Side , We Have Cookies !!"

Darth Vader
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://galacticalliance.yetkin-forum.com
Mst. Marcus Cornelius
Grand Master of the Jedi
Grand Master of the Jedi
Mst. Marcus Cornelius

Erkek
Mesaj Sayısı : 1401
Yaş : 34
Nerden : Human
Kayıt tarihi : 17/11/07

Char Info
Race: Human
Credits: 200000
Level:
Master Drasius Kast Left_bar_bleue21/21Master Drasius Kast Empty_bar_bleue  (21/21)

Master Drasius Kast Empty
MesajKonu: Geri: Master Drasius Kast   Master Drasius Kast Icon_minitimeCuma Nis. 01, 2011 6:23 pm

ne yazmışm be aga zamanında Smile

_________________
"Come to The Dark Side , We Have Cookies !!"

Darth Vader
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://galacticalliance.yetkin-forum.com
 
Master Drasius Kast
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Galactic Alliance :: Galaksi Içi Haber ve Bilgiler :: Karakter Geçmişleri :: Hall of Fame (Efsaneler)-
Buraya geçin: